Mobil Uygulamalar için Sürdürülebilir Büyüme Yöntemleri

En son güncellendiği tarih: 3 gün önce


  • Sürdürülebilir büyüme sizin için ne ifade ediyor?

  • Bu yılın moda kelimesi mi yoksa uygulamaları nasıl tasarladığımıza ve geliştirdiğimize dair bir değerlendirme mi?

  • Kullanıcıların uygulamalarımızı sevmesi ve hiç terk etmemesi mi?  

  • Yoksa geri adım atmak ve katılımı tamamen onlara bırakmak mı?


Doğru olan cevap hepsinden birer parçadır. Kullanıcılarla başarılı bir uzun vadeli ilişki kurmak için, beklemeye alma ve bırakma arasında dikkatli bir şekilde geçiş yapmalıyız. Bu makale ikisi arasında bir denge bulmakla ilgilidir.


Bu yılın başlarında Google Play, uygulama geliştiricilerin sürdürülebilir büyümenin kilidini açmasına yardımcı olacak bir araç seti oluşturmak için Made by Many'e yaklaştı. 18 haftada üç pazarda (İngiltere, ABD ve Güney Kore) ve beş uygulama kategorisinde (Sağlık ve Esenlik, Arkadaşlık, Eğitim, Eğlence ve Sosyal Medya) yapılan saha çalışmalarından sonra Google Play Uygulama Başarı Akademisi'nde bir dizi e-öğrenme modülü oluşturuldu.


Kullanıcının Şartlarına Bağlılık


Geliştiriciler olarak, uygulamalarımızı sıklıkla kullanıcılarımızın yaşamına göre veya diğer uygulamalara göre tasarlıyoruz.  Çünkü oluşturduğumuz uygulamalardan açıkça gurur duymak ve onları yaratıcı bir fikir olarak görmek istiyoruz. Uygulama geliştirmek için bu odağa ihtiyacımız var, ancak büyük resmi görmek için geri adım atmamız gerekiyor. Bu, saha çalışmasında üzerinde durulan bir konuydu: kullanıcıların ortak amaçları aynı olabilir (örneğin, yeni bir dil öğrenmek veya yaratıcısı olmak gibi) ancak onlara ulaşmak için kullanılması gereken yol, ilerleme hızı ve motivasyon farklıdır.


Buradan yola çıkarak kullanıcının şartlarına uygun uygulamalar geliştirmemiz gerektiğini anlıyoruz. Yeni bir dil öğrenmenize yardımcı olacak bir uygulama örneğini ele alalım. Kullanıcıların öğrenmek istediği şeyler kapsamınızı belirlemenize yardımcı olur. Daha sonra da büyük parçaları daha küçük, düzenli eylemlere ayırmaya yardımcı olur (bu hedefleri somut hale getirir). Sonunda da bu durum onların kendi programlarını belirlemesinin yolunu açar.



Bazı uygulamalar bunu zaten uygulamaktadır, ancak bu özellikler 'eklenti' veya anlaşmazlık yaratabilecek şeyler olarak görüldüğü için genellikle göz ardı edilir. Hem minimum uygulanabilir bir ürünü piyasaya sürmek ve kullanıcı deneyimini zahmetsiz hale getirmek, hem de kullanıcıların yaşamında bir yer edinmek için uygulamalara otonomi vermek önemlidir. Sağlıklı uzun vadeli ilişkilerin ve sürdürülebilir büyümenin temelinde bu vardır. Bu, kullanıcılarımızın hırslarını hedeflere çevirmesine ve ardından oraya ulaşmak için bir rota çizmesine yardımcı olur. Ayrıca kolay ve iyi tanımlanmış görevlerin tamamlanması daha olasıdır ve kullanıcıları bunaltmaz. Ve son olarak, kullanıcılar uygulamaların yaşam tarzlarına ve kendi günlük programlarına uyum sağlamasını bekliyorlar. Başarılı olmak için hem onlara aracı olmalıyız hem de esneklik sağlamalıyız.


Kullanıcıların Aktif User Olmasına Yardımcı Olmak


Geliştiriciler olarak uygulamalarımızda kullanım sürelerinin zamanla düştüğünü ya da aniden durduğunu sıklıkla gözlemliyoruz. Bunun nedenini, kullanıcıların hedeflerinden vazgeçmesi (veya daha da kötüsü, uygulamamızı beğenmemesi nedeniyle) olduğunu varsayıyoruz.


Gerçek daha basit olabilir. Genellikle insanlar bir alışkanlığı kırdığında bunun nedeni bilinçli bir seçimden ziyade beklenmedik bir olayla tetikleniyor. Beklenmedik bir olay bir alışkanlığın sonunu getiriyor. Böyle bir durumda, kullanıcıların uygulamayı tekrar kullanmalarına nasıl yardımcı olmalıyız? Genellikle push bildirimler ile kullanıcıları geri kazanmaya çalışırız. Ancak kullanıcılara uyum sağlamamız gerekiyor.


Öyleyse, kullanıcılar için hangi içeriği oluşturabiliriz? Örneğin, yapılan saha çalışmasında 15 dakikalık derslerin aksine 2 dakikalık dil sınavları veya 30 dakikalık egzersizler yerine 3 dakikalık esneme rutinleri test edildi. Kullanıcılar kısa süreli rutinleri alışkanlık haline getirmenin faydalı bir yolu olarak gördüler.



Bu küçük dokunuşlar, engelleri ortadan kaldırdığı için çok etkili olabiliyor. Sunulan alternatifler, uygulamanın kullanıcıya yardımcı olmak için farklı yollar sunabileceğini gösteriyor. Özellikle kullanıcıyı suçlamayan bir dille oluşturulan bildirimler daha fazla etkili oluyor.


Yeniden Etkileşime Geçirmek


Kullanıcıların tekrar etkileşime geçmesini sağlamak kadar, kullanıcılara mola verdirmek de önemlidir. Kulağa sezgisel gibi geliyor olabilir. Normalde, maksimum katılımı veya uygulama içi geçirilen aktif zamanı önemli bir metrik olarak takip ederiz. Ancak saha çalışmalarında, kullanımı en üst düzeye çıkarmaya çalışmanın sürdürülebilir büyüme fikrine zarar verebileceği gözlenmiştir.


Bir kullanıcının ara vermesine izin verdiğimizde geri geleceğinden de emin olmalıyız. Buna yeniden katılım denmektedir. Kullanıcıların, bir uygulamayı kullanmadıklarında belirli bir süre için duraklatma yeteneği izlenmesinin etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmış durumda.


Kullanıcıların maksimum aktifliğini sağlamak gerçekçi olmayan ve sürdürülemez bir yöntemdir. İnsanların günlük çalışmalarına izin vermemenin sonuçları zararlı ve sağlıksız olabiliyor. Kullanıcılara istedikleri zaman mola verme şansı verilmelidir. Kullanıcının bir gününü kaçırmak, önceki 30 günün sürekli kaçırıldığı anlamına gelmez. Kullanıcıların app içersindeki ilerlemesini kutlamak ve başarılarını onlara hatırlatmak önemli bir motivasyon sağlayıcı olarak kullanılabilir.



Kullanıcıları uygulama kullanımlarından öte yaşamlarına öncelik veren çok yönlü insanlar olarak kabul etmek, sağlıklı ve saygılı bir ilişkinin temel taşıdır. Zamanla gelişebilen, sürdürülebilir büyümenin temel noktası budur.


İyi ürün yönetimi sürdürülebilir büyüme sağlar

Sürdürülebilir büyümeyi arttırmak için en işlevsel yöntemler:


Kullanıcıları Anlamak


Çok konuşulan ama doğru şekilde uygulanamayan bir kavramdır. Verilere (signup, uygulama silme, günlük aktif kullanıcılar vb.) güveniriz, ancak yalnızca veriler kullanıcı hareketlerini bize net şekilde göstermez. Nitelikli araştırmalar, kullanıcılarımızla konuşmak ve davranışlarının nedenlerini anlamak daha doğru yöntemlerdir. Kullanıcıların ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılamak ve hipotezimizi araştırıp sorgulamak için yinelemeli bir süreç kullanmak yanlış yol izlememizi engeller ancak yol haritamızı da yeniden riske atmamızı sağlayabilir.


Marka Değerlerinden Yararlanmak


Marka bilinci oluşturma tanımı genellikle logolar, yazı tipleri ve renklerle sınırlıdır. Ancak bunun ötesinde, geliştirdiğimiz özellikler ve kullandığımız dil bunun en büyük parçasıdır. Markamızın pozisyonunu tam olarak yansıtan işlevsellik oluşturmak çok önemlidir. Yeni bir özelliğin tanıtım şekli, özelliğin kendisi kadar belirleyici olabilir. Bir marka için işe yarayan bir tanıtım başka bir marka için işe yaramayabilir.


Değişimi Bildirmek


İster yeni bir özellik ister bir tasarım revizyonu olsun, kullanıcılara değişikliği neden yapacağımızı önceden bildirmek onları tarafımıza çekebilir. Böylece değişikliğe direnme olasılıkları daha düşük olur ve uygulamalarının bir gecede değişmesi gibi bir durumu yaşamamış olurlar.



Citymapper uygulaması için yukarıdaki örnek bunun güzel bir örneğidir. Ana ekranda küçük bir banner, kullanıcılara değişiklik olduğunu göze çarpmayan bir şekilde bildiriyor ve kullanıcılar değişiklikleri açık bir şekilde açıklayan ayrı bir sayfada daha ayrıntılı olarak görüntülemeyi seçebiliyor.


Sonuç


Sürdürülebilir bir şekilde büyümek, uygulama kullanıcılarıyla uzun vadeli bir ilişki kurmak için bir fırsattır. Ancak bununla birlikte, kullanıcıları gerçekten tanımak da her zaman iyi bir uygulama geliştirmek için yeterli değildir. Elbette bu, bize yardımcı olacak ipuçları ve püf noktaları verir, ancak insanlar farklıdır bu nedenle uygulamalar da farklı olmalıdır. Uygulamalar arası farklılıklar, kullanıcının bir uygulamayı diğerinden daha fazla kullanmasının zorlayıcı bir nedenidir.


Son olarak, sürdürülebilir büyümenin sırrı kullanıcılarımızla karşılıklı ve sağlıklı bir ilişkide gizlidir. Sürdürülebilir bir uygulama oluşturmak için kendimize şu soruyu sormalıyız: Kullanıcılarımızın hedeflerine ulaşmasına yardımcı oluyor muyuz yoksa sadece kendi finansal hedeflerimize mi ulaşıyoruz? Eğer cevap ikincisiyse, böyle bir ilişkiyi ne kadar sürdürebiliriz?


Sürdürülebilir büyüme hakkında daha fazla bilgi almak için: Google Sürdürülebilir Büyüme Kursunu deneyebilirsiniz.


ref: https://medium.com/googleplaydev/apps-that-fit-518d3d86d0c8


#mobileapplication #markadegeri #sürdürülebilirbüyümü #kullanıcıetkileşimi

Komünite

Platform

Mobiler.dev Anasayfa
  • Twitter
  • Instagram
  • development_düzenlendi_düzenlendi
  • Youtube
  • slack-icon-black_edited_edited_edited
  • Gri LinkedIn Simge
JetBrains Hakkında Detaylı Bilgi Alın

© 2020 by mobiler.dev

mobilerdevLogo.jpg
Yazarlık Başvurusu Hakkında Bilgi Alın, Başvuru Yapın.
Topluluk Yazarlarını Tanıyın