Doğukan Tizer - Innovation Engineer @Softtech

Onur Karagünlü: Merhaba Doğukan, öncelikle vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığın için teşekkür ederiz. Bu röportajda seninle hem kariyer yolculuğunu hem de mobiler.dev'in kuruluşuna giden süreçleri ve gelecek hedeflerini konuşmak istiyorum. Öncelikle kendini kısaca bize tanıtabilir misin?



Doğukan Tizer: Merhaba Onur, 2010 yılında Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Yazılım hayatıma Ibtech’de başladım. İlk şirketimde Java Developer olarak çalıştım. 2 yılın ardından Garanti Teknoloji - Mobil Ödemeler ekibine geçiş yaptım. Garanti Teknoloji’de 6 yıllık bir tecrübem oldu. Bu sürede hem Mobile Developer hem de Mobile Development Lead pozisyonlarında çalıştım. 2019 mart ayında da Softtech İnovasyon bölümünde Innovation & Mobile Development Architect olarak görev alıyorum. Profesyonel yaşama ek olarak da geçen sene kuruculuğunu üstlendiğim Mobiler.dev’de hem Community Manager hem de Editör/Yazar olarak görev alıyorum. Bunun dışında hobi olarak bir dönem fotoğrafçılıkla uğraştım, kamp yapmayı ve doğada olmayı da seviyorum.



Gördüğüm kadarıyla mobil yazılıma sonradan geçiş yapmışsın, şimdi de inovasyon mühendisi pozisyonundasın, okuyucularımıza kariyer yolculuğundaki bu değişimlerden bahsedebilir misin?

Doğukan: Bu soruya kapsamlı bir bakış açısıyla cevap vermek gerek sanırım. Hayatta yolumuzu çizerken iki şeyin etkili olduğunu düşünüyorum. Biri önümüze çıkan fırsatları değerlendirebilmek için gösterdiğimiz çaba diğeri de aldığımız kararlar. Kariyer yolculuğumda bu iki faktörün farklı zamanlarda farklı etkileri oldu.

Henüz Üniversite’de öğrenciyken 2008 yılında 4.Bilmök (Bilgisayar Mühendisleri Kongresi) etkinliğine Üniversite Temsilcisi olarak katılma şansı bulmuştum. Bu etkinliğe katılmam ve etkinliğin sağladığı network tüm kariyerimi etkiledi diyebilirim. Bu etkinlikte tanıştığım bir arkadaşım sayesinde yurtdışında staj yapabileceğim bir yerin varlığından haberdar oldum. Kanada’da Dalhousie Üniversitesinde Profesör olan Nur Zincir Heywood bazı öğrencilere akademik projelerde çalışma fırsatı tanıyordu. Kendisine ulaşıp yanında staj yapmak için iletişime geçtim ve kabul aldım.


Ancak Kanada’ya gitmem kolay olmadı. İlk vizeyi almak için en zor ülkelerden birine denk gelmiştim. İlk başvurum reddedildi. Gösterdiğim banka hesabındaki tutar yetersizdi, hatta garantör olarak ailemi bile gösterememiştim, ailem ticaretle uğraşıyordu ve bazı borçlarımız mevcuttu. Babaannemin emekli maaşını gösterip, eş dosttan topladığım paraları hesaba ekleyip, Ankara’daki konsolosluğa bizzat gidip 2.başvurumu gerçekleştirdim. Bu kez vize onayını verdiler :) 3.sınıfın yazında kendimi bir anda Kanada’da, alanında uzman iki profesör ve bir doktora öğrencisiyle machine learning algoritmalarının iyileştirildiği bir paper üzerinde çalışırken buldum. 4 aylık bu deneyimde kazandığım ar-ge disiplini tüm kariyerimi etkiledi diyebilirim.



Türkiye’ye döndükten sonra 4.sınıfta, yakın arkadaşım Derya Özgün Yalçın’la IBM Yazılım Akademisi yarışmasına katılmaya karar verdik. Projede “Akıllı Dünya İçin Akıllı Çözümler” sloganıyla çözümler aranıyordu. Machine Learning algoritmalarını kullanarak geliştirdiğimiz proje İstanbul’daki finallere kalma başarısı gösterdi. Bu projede bize mentörlük eden Aybars Uğur’a da teşekkür etmek isterim.

Aynı yıl Kanada’da hazırladığımız makale Amerika’da JIAS’da (Journal of Information Assurance and Security) yayınlandı. Henüz mezun olmamıştım, bu yayın akademik kariyere başlamak için büyük bir imkandı. Ancak dinamikler nedeniyle sektörde çalışmak beni daha çok heyecanlandırıyordu.


Üniversite sürecinden sonra şimdi de iş hayatından bahsedebilir misin bize biraz?

Doğukan: Java tecrübem daha fazla olduğu için ilk 2 yılımda Ibtech’de görev aldım. Hem kurumsal yazılım geliştirme süreçlerini tecrübe edindiğim hem de enpara.com gibi bir projenin altyapısında görev aldığım güzel bir süreçti. Ama ar-ge deneyiminden aldığım enerjiyi elde edemedim.


2013’de mobil yazılıma başlamama vesile olan Garanti Teknoloji’deki Mobil Ödemeler ekibinde çalışmaya başladım. Bu pozisyon az önce bahsettiğim fırsatlardan biriydi ancak direk karşıma çıkmadı. Garanti Teknoloji ile ilk görüşmemde ilgi duymadığım bir pozisyon sunuldu. Beklentilerimi ilettikten sonra farklı bir pozisyon için tekrar arandım. Burayı tercih etmemdeki neden, GÖSAŞ için projeler geliştiren ekibin, yenilikleri takip etmesi ve yeniliklere açık olmasıydı. Göreve başladığımda ödeme sistemlerinin henüz mobil bir uygulaması yoktu. İlk yılımda Java Spring MVC tecrübesi edindim. Ardından BonusFlaş projesi için ilk ciddi Objective-c eğitimimi Amerika’da Intertech firmasında aldım. Henüz Swift release edilmemişti :) Projenin sıfırdan ayağa kaldırılması sürecinde bulundum. Bu, mobil yazılıma giriş için büyük bir tecrübe sağladı.


Ancak bu pozisyonda beni en çok mutlu eden yeni teknolojileri takip edebilmek ve çeşitli demo/poc projeleri yapabilmekti. Hatta bu projelerden biriyle İspanya’da düzenlenen Open Talent Ideas yarışmasında önce finallere kalıp, ardından Madrid’deki sunumda ekip arkadaşım Sabri Kantar ile birincilik elde ettik.


Birlikte çalıştığınız ekibin ve yöneticinizin gelişiminiz adına büyük bir etkisi mevcut. O dönem yöneticim olan Özcan Yahşi’de benim için bu şanslardan biriydi. Aynı kafa yapısında ve motivasyondaysanız ve ortak özelliklere sahipseniz bu iş ilişkisinden çıkıp normal hayatta dostluğa doğru gidiyor :)




6 yıllık bu dönemin son bir yılında da mobil yazılım ekibinin takım liderliğini yürüttüm. Keyif aldığım bir süreçti, genç bir takıma sahiptik. Ancak yeni mobil teknolojileri deneyimlemek için eskisi kadar zaman bulamamaya başlamıştım. Tam bu sırada bir arkadaşımın önerisiyle Softtech’de inovasyon ekibinden haberdar oldum. Kariyerimdeki kritik dönüm noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Ya uzun soluklu çalışmaların sonucu elde ettiğim yöneticilikle devam edecektim ya da tamamen yeni teknolojileri deneyimleyebileceğim inovasyon takımına geçiş yapacaktım. Bu noktada her şeyi geride bırakıp beni heyecanlandıran inovasyon takımına geçmeye karar verdim.


Biraz şimdiki pozisyonundan bahsedelim, bu pozisyonda mobil yazılımın içinde misin hala? Inovasyon mühendisi tanımını bize biraz açabilir misin?

Doğukan: Öncelikle evet hala mobil yazılımın içindeyim. Bu ekibin beni heyecanlandırmasındaki en büyük etken yeni teknolojilerle sürekli içli dışlı olma fırsatını vermesiydi. İnovasyon ekibi bankacılık domain’i dışında özel projeler yürüten, girişimcilik ekosistemine yakın, farklı bir vizyona sahip. Bir yılımı henüz doldurmama rağmen birçok yeni teknolojiyi öğrenmeme de vesile oldu. Ekibin amacı, farklı sektörlerde değer yaratacak yenilikçi ürünler çıkarmak. Ekip bir ürünün hızlı ve çevik şekilde yaratılmasını sağlayacak tüm pozisyonları da içinde barındırıyor. Yazılımcı, Analist, Tasarımcı, Girişimci, Pazarlamacı vs. Bu açıdan ekibin tek başına başaramayacağı hiçbir iş kalmıyor.

Kısa süre içerisinde PSD2 altyapısına sahip Türkiye’deki ilk uygulama olan ParaGönder'i devreye aldık. Ayrıca İmeceMobil gibi bir tarım uygulamasında ve farklı birçok projede de görev almaktayım. Pozisyon tecrübesi olarak sağladığı yelpaze da biraz standart dışı diyebilirim; bir projede scrum masterken, diğer projede mobil yazılım danışmanıyım, bir diğerinde mentörken bir diğerinde de full stack developer’ım :) Diğer bir motivasyon kaynağı ise Mobiler.dev Platformunu duyduğunda inovasyon ekibinin ve Softtech genel müdürü Murat Ertem’in destekleyici yaklaşımıydı kesinlikle. Sanırım çalıştığım pozisyonu sevmemdeki en büyük etken bu vizyona sahip olunması.



Teşekkür faslı bittiyse şimdi biraz Mobiler.dev’e geçelim :) Mobiler.dev fikri nasıl oluştu?



Doğukan: Mobiler.dev fikri Türkiye’de katıldığım bol sponsorlu bir teknoloji konferansında, sıkıcı sunumlardan daraldığım bir anda aklıma geldi diyebilirim. İlk düşünce ios, android ve cross içerikler sunacak, sponsor sunumlarıyla değil de teknik session’larıyla adından söz ettirecek her yıl düzenlenecek bir konferans şeklindeydi. Bunu gerçekleştirmek için mobil yazılımcılar olarak içeriği de oluşturabileceğimizi görünce, konferans fikri ilk aşamada amaç değil araç haline geldi.

Bu konferansın içeriğini, mobil yazılımcılardan oluşacak bir topluluk kolektif şekilde çalışarak oluşturabilirdi. Ayrıca tecrübelerini ve çalışmalarını da bir platform üzerinde türkçe olarak sunup bunu bir platform çatısı altında da toplayabilirdi. Bu iki noktanın birleşmesiyle Mobiler.dev, birbirini besleyen bir platform ve topluluk olarak tasarlandı diyebiliriz.

Buna ek olarak mobil yazılım geliştirme sürecinde sdk, framework geçiş tarihleri çoğu zaman bizlerin büyük bir problemi olmuştur. Kullandığımız bir sürümün kullanımdan kaldırılma tarihini kaçırdığımızda aşağıdaki 3 senaryoyu yaşıyorsunuz.

  • Sorumlu olduğunuz uygulama prod ortamında çalışmıyor ya da çöküyor.

  • Yeni versiyonunuz PlayStore ya da AppleStore‘a yüklenemiyor ya da yayın onayı alamıyor.

  • Sorunu anladınız, hızlıca aksiyon alacaksınız. Ama alacağınız aksiyonun etkisi o kadar büyük olabiliyor ki hem kodda bir çok noktayı değiştirmek zorunda kalacaksınız hem de uygulamayı test ettirmeniz gerekecek. Buna örnek vermek gerekirse; Google bir uyarı çıktı ve yeni versiyon yüklemelerinde en düşük compileSdkVersion değerini update etti. Uygulamanız bu değerin altında, değerinizi update ettiğiniz an buna bağlı bir çok dependency için de yeni versiyona geçmeniz ve uygulamanın full testini istemeniz gerekir. Büyük uygulamalarda bu süreç çok uzayabiliyor ve sorunla ilgili hızlıca aksiyon almanızı engelliyor.

İşte bu sorunları yaşamamak adına geçiş tarihlerini içeren bir takvim, mobil yazılımcılar için hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu düşüncelerle Mobiler.dev platformunu oluştururken mobil bir yazılımcının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir platform oluşturmaya çalıştık.



Peki Mobiler.dev’deki ana motivasyonunu paylaşabilir misin? Kurulma aşamasında nasıl bir süreç izlendi ?

Doğukan: Ana motivasyon kaynağının mobil teknolojiler konusunda güncel kalmak olduğunu söyleyebilirim. Platform için oluşturduğumuz içerikler sürekli güncel kalmamızı sağlıyor. Bu profesyonel iş hayatımız için de büyük fayda sağlıyor. Bunun tüm yazarlar için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum.

Diğer önemli motivasyon kaynağı da tecrübe paylaşımı ve Türkiye’deki mobil yazılım ekosistemine fayda sağlama. Özellikle mobil yazılıma başlamak isteyen üniversite öğrencilerinin hayatına ufak da olsa dokunmak çok önemli. Bunu aynı hedef doğrultusunda çalışan gönüllü yazarlarla birlikte yapmak da işin en keyifli kısmı sanırım.



Bu noktada şuna da söylemek gerek. Mobiler.dev ile aslında “yazılımcı sadece kod yazar” motto’sunu da kırma yolunda ilerlediğimizi düşünüyorum. Mobiler.dev’deki mobil yazılımcılar sadece teknik yazı yazmıyorlar, sosyal medyayı, pazarlamayı, iletişimi, tasarımı, organizatörlüğü, editörlüğü de yürütüyorlar.

Kurulma sürecine gelirsek, bu süreçte temel hatlarıyla fikir oluştuktan sonra ilk yaptığımız şey Mobiler.dev web sitesini, yani platformu kısa sürede kurmak oldu. Çünkü topluluğa ilk katılacak yazarlara nasıl bir platformun parçası olacaklarını göstermek gerekiyordu. Ardından yakın çevremdeki yazılımcılarla iletişime geçip, topluluğu anlatıp dahil olup olmak istemediklerini sordum. İlk yazar grubu bu noktada çok güzel tepkiler verdi ve birçoğu topluluğa katıldı. 6-7 kişilik bir yazar grubuyla yola çıktık.

Bu aşamada eski işyerimden arkadaşım, Google Dev Expert Elif Boncuk'un da aramıza danışman olarak katılması Mobiler.dev'e büyük bir güç sağladı. Özellikle topluluklarla olan iletişimi sayesinde işbirlikleri konusunda hızlı adımlar attık.


Mobiler.dev’in tüm hikayesini anlatmak çok uzun olur. Şu podcast'de daha detaylı dinlenebilir. Bu nedenle geçtiğimiz süreçleri aşağıdaki listeyle özetlemek daha iyi olacak sanırım.

  • Kaliteli içerik ve standartların oturtulması için yazar sayısının sınırlı tutulması

  • Sınırlı yazar sayısı nedeniyle ayda bir içerik oluşturma hedefinin yazarlar üzerinde stres faktörü oluşturmayacak şekilde düzenlenmesi

  • Görev paylaşımı yapılması ve yazarların istedikleri tarzda içerik oluşturabilecekleri özgürlüğe sahip olması (tutorial, haber, podcast, röportaj, eğitim videosu vs)

  • Diğer topluluklarla iyi ilişkiler kurulması, işbirliği geliştirilmesi, etkinliklere destek sağlanması

Peki Mobiler.dev’in gelecek hedeflerini paylaşabilir misiniz ?

Doğukan: Yazının başında bahsettiğim gibi ilk hedef her yıl düzenlenecek, tamamen teknik mobil session’lardan oluşacak hatırı sayılır bir konferans düzenlemekti. Bu hedef hala mevcut. Ama kurulma sürecinde yol haritamızı çizdiğimizde bu hedefi en son noktaya konumlandırdık. Bu hedefi gerçekleştirme yolunda aşağıdaki gibi bambaşka bir yol haritası çıktı ortaya.

  • Süreçlerin standartlaşması

  • Düzenli sosyal medya kullanımı ve içeriğin arttırılması

  • Topluluklarla işbirliği kurulması

  • Online etkinliklere katılmak, offline etkinliklere destek olmak

  • Üniversite temsilci yazarlık-mentörlük programının yürütülmesi

  • Platforma yıllık sponsor kazandırılması

  • Mobiler Dev Conf

Aslında konferans dışında her hedefi bir yıl içerisinde sırayla tamamladık. Ama önemli olan bunun devamlılığını sağlamak. Ve şu an geldiğimiz noktada konferans hedefi olmazsa olmazlarımız arasından da çıkmış durumda. Çünkü hem konferans adımına kadar koyduğumuz hedeflerin gerçekleştirilmesi bizleri yeteri kadar motive ediyor hem de yazarları iş hayatında çalışan online bir topluluk olarak gerçek bir konferansın altından kalkmanın o kadar kolay olmayacağının da farkındayız. Ama 2020 2.dönemde konferans çalışmalarımızı yapmayı da ihmal etmeyeceğiz.


Sadece Türkçe içerik üretmeye çalışan bir topluluk olarak JetBrains ile yaptığımız sponsorluğun da bizim için büyük bir motivasyon kaynağı haline geldiğini belirtmek gerekir.

Son olarak şu sıralar hayalini kurduğum ama henüz destek toplamak için toplulukla paylaşmadığım mobil uygulama kontrollü bazı robotics projeleri gerçekleştirme fikri de var. Eğer zaman ayırıp bunu gerçekleştirebilirsek bu projelerin yapılış adımlarını mobiler.dev üzerinden paylaşabiliriz. Hala evde legolarla modelleme çalışmaları yapan ve motorlarla/servolarla oynamayı seven biri olarak bu beni fazlasıyla heyecanlandırıyor :)



Biraz da mesleğimiz üzerine konuşalım. İlk olarak mesleğinin en sevdiğin ve en sevmediğin yönleri nelerdir?

Doğukan: Yazılım analitik bir alan. Bu nedenle genel olarak ya seversiniz ya da sevmezsiniz. Ben kesinlikle seven taraftayım. Programlama dilleriyle yazılımı ortaya çıkarmak lego parçalarını birleştirip bir model yapmaya çok benziyor. Parçaları ne kadar iyi tanırsanız oluşturacağınız model o kadar sağlam olur. Ama en güzel tarafı size verdiği özgürlük. Kodlarken, bir problemi çözerken ya da uygulamaya yeni bir özellik eklerken farklı yöntemlerle bunu gerçekleştirebiliyoruz. Bu yaratıcılık adına yazılımın en sevdiğim yönü.

Mobil yazılım olarak düşünürsek de, çok sık yenilenmesi diyebilirim. Kendinizi sürekli yenilemek durumda kalıyorsunuz. Kesinlikle içinde monotonluğa yer yok. Bunu da deniz de balık tutmaya benzetebilirim. Balık tutanlar bilir, en keyifli an balık vurduğunda misinayı çektiğimiz andır. Ne geleceğini merak edersiniz o kısa sürede. Apple WWDC’de ya da Google IO’da mobili seven bir çok yazılımcının balık tuttuğunu düşünüyorum :)

Mobil yazılımın diğer sevdiğim yanı ise çıktısını interaktif şekilde alabilmeniz. Renklerle uğraşmayı, tasarım yapmayı seven biri olarak bir ekranın UI’ını istediğim hale getirmek için saatlerce zaman harcayabilirim.

Sevmediğim yanları sanırım insan faktörünün negatif anlamda devreye girdiği zamanlarda ortaya çıkıyor. Bir şirkette yazılım yapıp insanlardan bağımsız çalışmak mümkün değil :) Bu noktada aynı motivasyona sahip olmayan, açık iletişimi bulunmayan insanlarla çalışmak sizi aşağı çekebiliyor.

Şunu da dezavantaj olarak söylemek gerekir. Analitik alanlar dışında diğer alanları da seviyorsanız ki ben bu alanları (tarih, felsefe, fizik gibi) seviyorum, bu alanlardan uzak kalmak sizi üzebiliyor. İlgi duyduğunuz tüm alanlarla ilgilenmek maalesef bir insan ömrüne sıkıştırılamıyor.



Android geliştirmek mi yoksa IOS geliştirmek mi sizin için daha keyifli?

Doğukan: Kesinlikle iOS :) Her iki işletim sistemi için de uzun zamandır uygulama geliştiriyorum. Hatta Android ile tanışıklığım çok daha öncelere dayanıyor. Android Studio henüz yokken Eclipse üzerinde demo uygulamalar yazıyordum. Öğrenciyken mac edinmek kolay olmadığı için ve Java konusunda bilgi sahibi olduğum için ilk olarak Android üzerinde çalışmıştım. Ancak Eclipse’deki eklentilerle boğuştuğumu ve performans sıkıntıları yaşadığımı hatırlıyorum. Xcode ile kıyasladığımda Android Studio benim için hala biraz sorunlu diyebilirim.

Xcode’un daha derli toplu bir ide olduğunu düşünüyorum. Özellikle hata bildirimlerinde hatanın kaynağına ulaşmak daha kolay. Arayüz geliştirmek de daha keyifli. Sürükle bırak ve AutoLayout gibi özelliklerle bundan 5 yıl önce de aynı deneyimle ekran geliştirebiliyorduk. Şu an hala Android Studio’da ekran geliştirmenin, Xcode’da 5 yıl önce ekran geliştirmekten daha zor olduğunu düşünüyorum :)

iOS’un diğer bir avantajı da cihaz sayısının az olması tabi ki. Bu sayede test yükünüz hafifliyor. Eski bir Java aşığı olarak Objective-C ve Swift ile kodlamanın da daha basit olduğunu düşünüyorum.

Mobiler.dev yazarlar


Son olarak mobil uygulama geliştirmek isteyen insanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Kesinlikle düşünceden eyleme hızla geçmelerini tavsiye ederim. Özellikle yeni mezun olmuş ya da 1-2 yıl farklı alanda çalışmış arkadaşlar acaba başlamak için geç mi kaldım diye soruyor. Benim mobil yazılıma başlamam örnek olabilir, mobil geliştirmeye tam anlamıyla iş hayatımın 3.yılında başladım.

Bunun yanında başlamadan önce backend rest api’ler hakkında kesinlikle bilgi sahibi olmalarını öneririm. Bu konuda temel bilgi edindikten sonra node.js ile hazırlanmış aşağıdaki seriyi izleyebilirler.

https://www.youtube.com/playlist?list=PL55RiY5tL51q4D-B63KBnygU6opNPFk_q

Mobil geliştirme süreçlerini öğrenmek için yol haritası olması açısından aşağıdaki listeyi takip edebilirler.

  • IDE’lerin tanınması (Android Studio, Xcode)

  • iOS için AppDelegate ve Controller’ların, Android için StartActivity ve Activity-Fragment mantığının anlaşılması

  • Uygulama statelerinin ve metodlarının (Not running, Inactive, Active, Background, Suspended) anlaşılması

  • Cihaz memory kullanımının anlaşılması (iOS için UserDefaults, Andorid için SharedPreferences)

  • IDE’deki ön yüz geliştirme araçlarının tanınması, kullanılması

  • Firebase entegrasyonun yapılması. (Crashlytics ve Analytics özelliklerinin öğrenilmesi)

  • Rest api bağlantısı için iOS’de Alamofire, Android’de Retrofit’in kullanılması (rest api öğrenirken Postman’in de öğrenileceğini düşünüyorum)

Bunların dışında uygulamanızı lokalde hazırladınız, ardından yine olmazsa olmazlar:

  • iOS için Apple Developer Console kullanımı, app oluşturmak, sertifika ve provizyon dosyası mantığını anlamak. IPA oluşturma sonrası iTunes Connect üzerinden versiyon yüklemek, testflight kullanımını öğrenmek ve store’a uygulama yayınlama adımlarını öğrenmek.

  • Android için Google Play Console kullanımı, app oluşturmak. Lokalde APK üretimi sonrası console’da versiyon hazırlamak, alfa-beta kullanımını öğrenmek ve store’a uygulama yayınlama adımlarını öğrenmek.

  • Ek olarak Push Notification entegrasyonunu anlamak.

Bu liste tabiki uzayıp gidebilir. Yukardaki listenin tamamını bir anda öğrenmek gibi bir amaç olmamalı. En güzel öğrenme şekli örnek bir proje geliştirmektir. Bunun için form sayfası ile data toplayan, topladığı datayı memory’de listede tutan ve farklı bir sayfada bu datayı listeleyen örnek bir demo yazmayı deneyebilirler. IDE’yi ve dili anlamak için basit ve doğru bir yol olduğunu düşünüyorum. Devamında bu örnek proje üzerinde yukardaki adımları uygulayabilirler.

Onur: Zaman ayırıp değerli bilgilerini bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederiz.


#mobitalk #dogukantizer #röportaj

Komünite

Platform

Mobiler.dev Anasayfa
  • Twitter
  • Instagram
  • development_düzenlendi_düzenlendi
  • Youtube
  • slack-icon-black_edited_edited_edited
  • Gri LinkedIn Simge
JetBrains Hakkında Detaylı Bilgi Alın

© 2020 by mobiler.dev

mobilerdevLogo.jpg
Yazarlık Başvurusu Hakkında Bilgi Alın, Başvuru Yapın.
Topluluk Yazarlarını Tanıyın