Büşra Deniz Akın - Senior Android Engineer @Kin+Carta Create

Onur Karagünlü: Merhaba Büşra, öncelikle vakit ayırıp sorularımızı cevaplandırdığınız için teşekkür ederiz. Okuyucularımız için kısaca kendinizi bize tanıtabilir misiniz?



Büşra Deniz: Merhaba Onur, Kin+Carta Create (eski ismiyle The App Business ) şirketinde Senior Android Engineer/Tech Lead olarak çalışıyorum. Profesyonel olarak çalışmaya başladığımdan beri, yani yaklaşık 9 yıldır mobil platformlar üzerinde çalışıyorum. 3,5 sene önce de Londra'ya taşındım, kısa süreli bir danışmanlık tecrübemden sonra TAB şirketinde çalışmaya başladım.


Uzmanlığım mobil ve özellikle Android üzerine diyebilirim. Şu an şirket içerisinde tech lead transition sürecinde olduğumdan ve son sekiz aydır da bir projenin tech lead'i olarak görev aldığımdan dolayı yoğun olarak backend / cloud teknolojileri, end-to-end system design konularında kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bunun dışında son beş yıldır aktif olarak GDG ve WTM topluluklarında (İstanbul ve Londra) görev alıyordum, 2019'un son aylarında ise bu topluluklardaki aktif görevlerime ara verdim.


Teşekkürler Büşra. Dilersen Londra’daki yaşantın üzerine biraz konuşalım. Öncelikle Londra’ya taşınmaya nasıl karar verdin? Süreç nasıl gelişti? Herhangi bir zorlukla karşılaştın mı?


Büşra: Aslında o dönemde yurtdışına taşınma gibi aktif bir arayışımız yoktu. Londra ve dolayısıyla yurtdışı meselesi eşimin Amazon'dan aldığı iş teklifini değerlendirmesiyle başladı. Taşınma ve vize işlemleri Amazon tarafından yürütüldüğü için bu dönem kısmen sorunsuz geçti. Sonrasında kısa bir alışma döneminin ardından ben de aktif olarak iş aramaya başladım. Bu konuda da şansım yaver gitti diyebiliriz. Londra mobil konusunda çokça iş fırsatı barındırıyor. Kısa zaman içinde aklıma yatan, çalışmak isteyeceğim bir proje içinde kendimi buldum. Genel olarak, yeni bir ülke, şehir ve yaşama adapte olmanın getirdiği ilk dönem zorluklar dışında çok fazla sıkıntı yaşadığımızı söyleyemem.



Londra’daki iş arama sürecinde eminim birçok şirketin mülakatına girme şansın olmuştur. Okuyucularımızın birçoğu yurtdışındaki mülakat süreçlerini merak ediyor. Bu yüzden genel olarak Londra’daki şirketlerin mülakat süreçleri hakkında bilgi verebilir misin?


Büşra: Orta ölçekli şirketler için konuşmam gerekirse, her şirketin kendine has mülakat süreçleri olmakla birlikte, sanırım genel şablon şu 4 aşamayı içeriyor.


  • İnsan kaynakları ile yapılan ilk görüşme. Aranan role uygunluk ve karşılıklı tanışma diyebiliriz.

  • İkinci aşama teknik telefon görüşmesi. Bu genellikle teknik bir kişi tarafından yapılan, asıl amacı kişinin önceki tecrübelerini ve uzman olduğu konuya hakimliğini ölçmek için sorulan genel teknik soruları içerir.

  • Bir sonraki aşama ise code challenge. Bu bazı şirketlerde pair programming olarak da uygulanabiliyor ama genel olarak verilen bir problem/case'e getirdiğiniz çözümün incelenmesi diyebiliriz. Örneğin, mobil yazılımcılar için, ufak bir mobil uygulama.

  • Son aşama ise on-site interview(2-3 saat). Genellikle daha derin bir teknik mülakat ile başlar ve aşamalı olarak devam eder. Bazı şirketlerde pair programming ya da code challenge üzerinden sorular da sorulur. En son kısım ise kültürel mülakat oluyor. Şirket prensiplerine ve kültürüne ne kadar yatkın olduğunuzu ölçmek için yapılan, çoğunlukla sohbet seklinde gecen mülakattır.


Birçok insan da en az mülakat süreci kadar yurtdışındaki çalışma kültürlerini de merak ediyor. Uzun süredir Londra’da çalışan biri olarak birçok şeyi gözlemleme fırsatın olmuştur. Senden, Londra'da bir yazılımcı olarak çalışmayı Türkiye’ye göre kıyaslamanı istersek bize bu konuda neler söylemek istersin?


Büşra: Ben böyle bir kıyaslamayı çok doğru bulmuyorum açıkçası. Bu tamamen çalıştığınız şirketle alakalı bir konu. Türkiye’de iyi mühendislik yapan, kaliteli ürünler üreten, yazılım geliştirme pratiklerini çok iyi uygulayan ve belirli bir şirket kültürü yaratabilmiş bir şirkette çalışabileceğiniz gibi Londra'da tam aksine bu konulara asla önem vermeyen vasat bir yerde de çalışma ihtimaliniz var. Tabiki Londra geliştirici ekosistemi çok daha geniş, köklü ve çeşitli bir ekosistem. Bunun getirilerini şirketler içerisinde görebiliyorsunuz.


Benim görebildiğim farklılıklar genel olarak, yazılım geliştirme pratiklerinin çok daha fazla içselleştirilmiş olduğu (örneğin; çok az yerde CI, CD, automation, test, kod analizi, vb. konuların gerekliliğini açıklamanız gerekir), work from home/remote disiplinin çok daha oturmuş olması, daha esnek çalışma saatleri ve çalışma ortamlarının olması diyebilirim.


Birazda çalıştığın şirket olan Kin+Carta Create’den bahsedelim. Kin+Carta Create’de bir günün nasıl geçiyor?


Büşra: Kin+Carta Create'in çalışma yapısı biraz daha farklı olduğu için haftanın farklı günleri farklı tempolarda geçiyor. Basitçe anlatmak gerekirse Kin+Carta Create'de community of practice'ler (CoP) ve onlardan oluşturulan cross-functional proje takımları olarak çalışıyoruz. Bu nedenle CoP'larla ve Kin+Carta Create'le ilgili tüm toplantılar perşembe ve cuma günlerine ayarlanmış oluyor. Ben de kendi takımımla ve line manager'i olduğum kişilerle 1-2-1’lerimi bu günlere ayarlayarak bu iki günü toplantı günleri gibi değerlendiriyorum. Böylelikle diğer günler daha blok zamanlar alarak bölünmeden çalışabiliyorum.


Genel olarak bir çalışma günüm, o gün için bir to-do list yaparak ve önceliklerimi belirleyerek başlıyor. Sabah takım standup’ımızdan sonra eğer varsa ilk olarak hazırlamam gereken dokümanlara odaklanıyorum. Product takımı ile yeni özelliklerin gözden geçirilmesi, gereksinimlerinin netleştirilmesi, bu özellikler için eğer gerekliyse akış diyagramlarının, mimari tasarım dokümanlarının oluşturulması, birden fazla takımın çalışması gereken durumlarda takımlar arası contract'ların belirlenmesi gibi konuları önceliklendirip takımın dış bağımlılıklarını azaltmaya çalışıyorum. Öğleden sonralarım ise genel olarak code reviewler, takımdan bir arkadaşla pair programming yaparak ya da yalnız şekilde kod üzerinde geçiyor. Bu süre son dönemde biraz daha azalmış durumda ama kendimi aktif olarak kodun içerisinde tutmaya çalışıyorum.


Kin+Carta Create'de eminim çok farklı client'larla çalışma fırsatı oluyordur. Bunun avantaj/dezavantajları hakkında neler söyleyebilirsin?


Büşra: Kariyerimin büyük çoğunluğu farklı client'larla çalışarak geçti ve sanırım bu tarz dinamik ortamlarda çalışmayı daha çok seviyorum. Farklı client'larla çalışmanın avantajları olarak; çok farklı ortamlarda farklı problemler çözmeyi öğrenmek, bir müşterinin ihtiyacını anlayıp ihtiyaca göre teknik çözüm üretmek, farklı takım ve şirket kültürleri tanımak diyebilirim.


Ayrıca şu an Kin+Carta Create'de sevdiğim durumlardan biri de başka projelerden ve diğer geliştiricilerin tecrübelerinden öğrenebilmek. Şirket içerisinde eş zamanlı yürüyen birçok proje var ve her cuma Android CoP toplantısında farklı projelerden android geliştiriciler olarak o hafta karşılaştığımız problemleri, ilginç çözümleri, denediysek yeni tool/library veya konsept varsa onu paylaşıyoruz. Diğer projelerde bunları nasıl uygulayıp/uygulayamayacağımızı tartışıyoruz. Bu ortam sürekli yeni özelliklerin duyurulduğu bir geliştirme ortamında beni güncel ve motive tutuyor.


Dezavantaj olarak da sanırım geliştirdiğimiz ürünün olgunlaşma dönemine çok şahit olamamamız diyebilirim. Genel olarak müşterilerimize bir ürünü sıfırdan geliştirip markete çıkma sürecinde yardım edip, sonrasında belirli bir olgunluğa geldiğinde kendi takımlarına devrederek projelerden çıkıyoruz. Ürünlerin zaman içerisindeki değişim ve gelişimlerine şahit olmak da güzel bir deneyim olmalı ve buna çok fazla fırsatımız olmuyor.


Kendini tanırken komunitilerde çalıştığından bahsetmiştin. Biraz da bu topluluklarda ne gibi görevlerde bulunduğunu ve toplulukların yazılım geliştiricilerin hayatlarına etkisi üzerine düşüncelerini dinlemek isteriz.


Büşra: Evet, yaklaşık beş yıldır Google Developer Groups ve Women Techmakers topluluklarında organizatör ve konuşmacı olarak görev aldım. Şu an sadece Women Techmakers Ambassador olarak devam ediyorum ve mentörlük yaparak bu topluluğa katkıda bulunmaya çalışıyorum. Aktif olarak katkıda bulunmasanız bile toplulukların geliştiriciler için önemli bir yerinin olduğunu düşünüyorum. Başka geliştiricilerin hangi problemler üzerinde çalıştığı, nasıl çözdüğünü görmek çok değerli bir deneyim.



Ayrıca yazılım dünyasındaki tüm araçları, kütüphaneleri, dilleri denemek ya da öğrenmek gibi bir şey mümkün değil. Bu etkinlikleri yeniliklerden haberdar olma, tecrübe eden insanlarla konuşma ve genel olarak bir fikir edinme açısından da önemli buluyorum. Kişisel olarak toplulukların beni daha güncel tuttuğunu, motivasyonumu yüksek tutmaya yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca bir global topluluğun parçası olarak Londra'ya taşındığımda da bana güzel bir sosyal ortam sağladı ve adaptasyon sürecimi kolaylaştırdı.


Tüm dünyada 8 Mart dünya kadınlar gününe ithafen IWD etkinlikleri düzenlenmesine çok az kaldı. Bir WTM ambassador olarak hem program hakkında biraz bilgi hem de bu etkinliklerin etkisiyle ilgili düşüncelerini paylaşabilir misin?


Büşra: WTM Google tarafından desteklenen ve teknoloji alanındaki kadınların görünürlüğünü arttırmak, daha çok kadını teknoloji alanında cesaretlendirmek için çalışmalar yapan bir topluluk. Dünyanın farklı şehirlerinde yerel WTM topluluklarını destekleyerek bu konudaki farkındalığı arttırmaya çalışıyorlar. WTM ve IWD etkinliklerinin benim için yeri çok ayrı. İlk konuşmamı bir WTM IWD etkinliğinde sanırım 2014'te yapmıştım. Her ne kadar 20 dakikayı tek nefes, titreyen bir ses ve kıpkırmızı bir surat ile tamamlamış olsam da bu deneyim bana konuşma yapmaktan ne kadar zevk aldığımı ve bu konunun üzerine gitmem gerektiğini gösterdi. Şu an hala çok başarılı bir konuşmacı olduğumu söyleyemem ama şu ana kadar Türkiye ve yurt dışında 30 civarı konuşma yaptım. Bu bana çok farklı bir yol açtı. Hem çalıştığım şirketlerde hem de topluluk içerisinde çok faydasını gördüm diyebilirim. Bazen IWD’ler hakkında sadece kadınların olduğu çalışma ortamlarının olmadığı ve bu etkinliklerin bu nedenle gerçekçi olmadığı gibi eleştiriler duyuyorum. Ben bu tarz etkinliklerin ilk adım için önemli olduğunu, kişilerin kendilerini daha güvende hissettikleri yerlerde deneyim kazanıp, yapabildiklerini görmeleri ve sonrasında başka topluluklarda ve ortamlarda daha aktif olmaları için güzel bir başlangıç fırsatı olduğunu düşünüyorum. En azından kişisel tecrübemde işe yaradığını gördüm diyebilirim.



Tekrar iş hayatına dönecek olursak mesleğinin en sevdiğin ve en sevmediğin yönleri nelerdir?


Büşra: En sevdiğim yönü sanırım bana hayat boyu öğrenci olmayı öğretmesidir. Sürekli değişen ve gelişen bir sektörün parçası olmak hem heyecan verici hem de yorucu ama iş/hayat dengeme dikkat ederek hala heyecan verici kısmında kalmaya çalışıyorum :) En sevmediğim kısmi ise sanırım çok fazla erkek ağırlıklı bir sektör olması. Çok öncesinde edinilmiş önyargılar ve iddialı cümlelerin havalarda uçuştuğu çalışma ortamları... Bulunduğum hemen hemen tüm takımlarda tek ya da iki kadın yazılımcıdan biri oldum. Londra'daki çalışma ortamımda bu durumu biraz daha iyileştiren tek etken ise çok farklı kültürlerden, inançlardan, yaşlardan, renklerden insanlarla çalışma fırsatımın olması. İstenen hızda olmasa da bu konularda farkındalıklar yaratılıyor, umarım yeni başlayanlara çok daha kucaklayıcı, hoşgörülü çalışma ortamları sunabiliriz.


Hayat boyu öğrenci kalmak gerçekten güzel bir tanım bizim mesleğimiz için. Bu yüzden senden kendini geliştirmek için hangi kaynakları/kişileri takip ettiğini öğrenebilir miyiz?


Büşra: Düzenli olarak takip etmeye çalıştığım:

  • Podcast: İyi bir podcast dinleyicisi değilim ama Android konusunda şu 3 podcast'i düzenli takip ediyorum: Android Backstage, Fragmented Android, Talking Kotlin newsletter'lar en sevdiğim takip etme aracı.

  • Mobil: Android Weekly, Flutter Weekly, Kotlin Weekly, Software Development: Pointer, Tech Lead/Leadership: Level Up ayrıca Harvard Business Review Leadership, Technology & Innovation, Women at Work newsletter'larini takip ediyorum.

  • Talks: Kotlin Conf, Google Developers, Android Developers ve Goto, Droidcon, Devox gibi önemli bulduğum konferanslardaki Youtube kanallarını takip ediyorum. Bunlar dışında zamanım el verdiğince de meetup/ konferanslara katılarak ve teknik kitapları takip ederek kendimi geliştirmeye çalışıyorum.


Teşekkürler Büşra, gerçekten dopdolu bir kariyere sahipsin. Bu kadar güzel bir kariyerin nasıl başladığını da merak ediyorum. Mobil yazılıma başlama hikayeni kısaca paylaşabilir misin?


Büşra: Mobil yazılım maceram üniversitenin son senesinde Android ile tanışmamla başladı diyebiliriz. O zamanki yakın arkadaş grubumuzla "kolay mağaza içi alışverişi" sağlayan bir android uygulaması yazmıştık. Yazdığımız kodları bir telefonda çalışıyor olarak görmek ilgimi cezbetmişti. Sonrasında mezun olup iş arama sürecine girdiğimizde de üniversitedeki bu tecrübemiz bize yön vermiş oldu ve o gruptan 4 kişi şu an hala mobil platformlar üzerinde çalışıyoruz :)


Mobil yazılım üzerine oldukça deneyimli biri olarak, son olarak mobil uygulama geliştirmek isteyen insanlara tavsiyelerini senden alabilir miyiz?


Büşra: Sanırım geliştirme yapacakları platformun temel prensiplerini, mobilin kendine özgü olan kısıtlamaları ve özelliklerini iyi anlamaları ile başlamalarını tavsiye edebilirim. Şu an mobil platformlar belirli bir maturity'e ulaşmış durumda ve geniş bir topluluk tarafından destekleniyorlar. Nereden başlanılacağı kafa karıştırıcı olsa da mobil development öğrenmenin şu an çok daha kolay olduğunu düşünüyorum. Platformların official sayfalarını takip etmek ve o platformla ilgilenen topluluklara katılmak güzel bir başlangıç adımı olabilir.


Onur: Bizimle paylaştığın kariyer yolcuğundaki deneyimlerin ve tavsiyelerin için teşekkür ederiz.


#mobitalk #busradeniz #röportaj


Komünite

Platform

Mobiler.dev Anasayfa
  • Twitter
  • Instagram
  • development_düzenlendi_düzenlendi
  • Youtube
  • slack-icon-black_edited_edited_edited
  • Gri LinkedIn Simge
JetBrains Hakkında Detaylı Bilgi Alın

© 2020 by mobiler.dev

mobilerdevLogo.jpg
Yazarlık Başvurusu Hakkında Bilgi Alın, Başvuru Yapın.
Topluluk Yazarlarını Tanıyın