Burcu Yalçınkaya - Senior Android Engineer @Tide Banking, GDG WTM Istanbul Lead

Onur Karagünlü : Merhaba Burcu, Bir zamanlar iş arkadaşı olduğum birini burada ağırlamak benim için ayrı mutluluk :) Öncelikle Hoş geldin kendini kısaca tanıtabilir misin?



Burcu Yalçınkaya: Merhaba Onur :) Severek takip ettiğim MobiTalk köşenizde bana da yer verdiğiniz için teşekkür ederim.


Ben Burcu Yalçınkaya. 2012 yılında Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Şu an Tide Business’da Senior Android Engineer olarak çalışıyorum. 3 yıla yakın süredir eşim Ahmet Yalçınkaya ve kızım Mia ile birlikte Londra’da yaşıyorum. Öncesi İstanbul :) Yaklaşık 1,5 yıldır annelik iznindeyim. Bu aralar pandemi zamanlarını Mia ile geçirmenin en eğlenceli yollarını aramakla meşgulüm.


GDG ve WTM İstanbul komünitelerinin organizatörlerinden biriyim. Ekiple birlikte etkinlikler düzenlemekten oldukça keyif alıyorum.


Sıkı bir Star Wars hayranı olduğumdan da bahsetmeden geçemedim.


Teşekkürler Burcu. Kariyerinin başlangıcı ile başlayalım. Mobil yazılıma ilk olarak nasıl başladığını bizimle paylaşabilir misin?


Burcu: 2011 yılının ortalarında bitirme tezi için ekip arkadaşımla fikir arıyorduk. Sınıfta herkes o zamanlar meşhur olan web portal uygulamaları üzerine yoğunlaşmıştı. Biz pek parlak olmayan üniversite hayatımıza muhteşem bir son yapabilmek için farklı olmak istedik :) “Mobil yazılım diye bir şey mi varmış?” sorusunu derinlemesine araştırmak ile başladık. O zamanlar kaynaklar çok yeterli değildi ve hemen bir Android kitabı alarak başladık. Uygulamamızı geliştirdik ve katıldığımız proje fuarını 7-8 iş teklifi alarak başarıyla tamamladık. İş teklifi yapan firmaların biriyle görüşüp işe başladım. Eskişehir'de 2,5 yıl mobil hastane otomasyonu ve PACS görüntüleme, 4 yıl civarı İstanbul'da mobil çiftlik otomasyonu ve bankacılık derken şu an Londra’da bir fintechde Android geliştirmeye devam ediyorum.



Türkiye’de birçok şirkette çalışıp farklı kurumları görme fırsatın olmuş. Şu anda da Londra’da çalışan bir yazılımcı olarak edindiğin deneyimlere göre Londra’da çalışmayı Türkiye’ye göre kıyaslamanı istersek bu konuda bize neler söylemek istersin?


Burcu: Bu konu teknik ve şirket kültürü olarak ikiye ayrılabilir benim için. Teknik olarak herkes yeniliğe çok açık. Yeni gelen bir güncelleme için hep beraber oturup, konuştuğunuz bir ekip düşünün. Herkes fikrini, projeye bu güncellemenin uygunluğunu rahatça dile getirebiliyor ve en önemlisi yöneticiyi ikna etmek için yapılmıyor bu toplantılar. Diğer bir konu şirketlerin eğitim bütçeleri hakkında. Ben bu bütçeyle Google I/O etkinliğine katılmıştım.


Şirket kültürü konusu ise bizim buraya taşınma sebebimiz. Klişe gibi gelebilir ama kendimi değerli hissediyorum burada. Şirket içinde maaşlar seviyelere göre düzenlenmiş ve çoğunlukla şeffaf. İşe giren insanların seninle aynı süreçten geçtiğini bilmek ayrı bir motivasyon. Ayrıca izin alırken “neden?” sorusu sorulmuyor. Bununla ilgili oldukça kötü anılarım olduğu için bu konu benim için çok kritik :) İyiysen terfi alıyorsun yoksa aynı pozisyonda devam ediyorsun. Yönetici seni sevmedi gibi bir endişen olmuyor çünkü herkes sadece işini yapıyor ve işiyle değerlendiriliyor.


Londra’da bu dediklerimle alakası olmayan şirketler elbette vardır ya da Türkiye'de seviyenin muhteşem olduğu şirketler de. Unutulmaması gerekir ki bu bahsettiklerim tamamen benim kişisel görüş ve deneyimlerimdir.


Çalışma hayatını kıyasladıktan sonra biraz da mülakat stillerini kıyaslayalım. Yurtdışındaki mülakatlardan bahsedebilir misin? Türkiye ile arasında ne gibi farklar bulunuyor?


Burcu: Ben kısaca burada nasıl bir mülakat süreci olduğundan bahsedeyim.

  • HR/Recruiter (İnsan Kaynakları): İlk aşama olarak recruiter ya da hr size ulaşır. Onunla yaklaşık 30 dk süren bir ön görüşme yaparsınız. Sonra sizi şirketteki teknik ekibe yönlendirir.

  • Phone Interview (Telefon Mülakatı): Teknik ekipten birileriyle 45 dk civarında “Phone Interview” olarak geçen bir mülakat yaparsınız. İçerik olarak kendinden bahsetme (10dk), sözlü teknik sorular (25-30 dk) ve sorularınız (5-10 dk) şeklinde sonlanır. Sürecin olumlu olması durumunda bazı şirketler size proje gönderir, bazıları da direk “Onsite Interview” olarak geçen, yüz yüze görüşebileceğiniz bir mülakata davet eder.

  • Face to Face/Onsite Interview: Onsite’da genelde 3-4 session olur. Genel olarak özetlersek Pair Programming, Cultural Fit dediğimiz şirket uyumluluk mülakatı ve yönetici mülakatı olur. Bazı şirketler buna ek olarak System Design Session'i da ekleyebilir. Tahmini minimum 3-4 saat süren bu mülakat sonrasında ya red ya teklif şeklinde kesin dönüş sağlanır.


Özetle yurtdışında kimse şans eseri işe girmez ama şanssızlığından elenen olabilir :))


Gelelim Türkiye mülakatlarına. Ben ordayken 5 ayrı şirkette çalıştım ve bazılarında ne olduğunu bile anlamadan işe alındım :D Herhalde en beğendiğim mülakat Yapı Kredi Mobil için girdiğimdi. Bazı şirketler yurtdışı süreçlerine çok yakın bir mülakat sürecine geçmişler. Tabi ben baya uzak kaldım İstanbul sektöründen. O yüzden oldukça sınırlı bir bilgim var :)



Peki, çalıştığın şirketten bahsedelim. Tide ’da bir gün nasıl geçiyor? Neler yapıyorsun?


Burcu: Çok sevgili şirketimden bahsedeyim hemen :) 500+ çalışanı olan Tide, Londra merkezli olup Bulgaristan ve Hindistan’da da faaliyetini sürdüren bir fintech. Tide, her ülkeden insanın çalıştığı bir şirket aslında. Şirket kültürü olarak her çalışana ve çalışanların kültürlerine ciddi anlamda değer veriliyor. Ben işe başladığımda 70 kişiydik ve 2,5 yılda geldiğimiz nokta gerçekten inanılmaz.

2018 Ekim’den beri (Son 1 yılı annelik ve 6 ayı ücretsiz iznindeydim) Senior Android Engineer olarak çalışıyorum. Genel olarak benim günüm Stand-up (Scrum metodunda sabahları yapılan ortalama 10 dk süren mini toplantı) bitene kadar aynı şekilde devam eder. Sabahları kahvaltı + kahve olur. Kahvaltı zamanları her ekipten birileriyle tanışıp, kaynaşma zamanıydı benim için. En çok özlediğim şirket zamanı :) Kahvaltı ve kahve seremonisinden 1 saat sonra Stand-up olacağı için bir önceki günden kalan işlerimi toparlar, bugünün kişisel planını yaparım. Stand-up sonrası toplantı yoksa şanslı günümdeyimdir :)) Planlanan işlerimi tamamlar günü sonlandırırım. Toplantısız gün bulmak biraz zor çünkü şirket içi CoP (Community of practice), Scrum toplantıları, diğer şirket toplantıları, mülakatlar falan derken baya dolu bir takvimim olur.


Teknik olarak ise projemizin önce mimari ekibinde sonra da müşteri edinimi ekibinde çalıştım. Projenin modüler yapıya geçmesi, Kotlin dönüşümü ve sign-up/login fonksiyonlarının iyileştirilmesi/yeniden yapılmasında rol aldım. Ben izne ayrılmadan önce projemiz %70 Kotlin - %30 Javaydı. Testlerin düzenli yazıldığı, modüler yapıya uygunluğu ve kullanılan teknolojiler açısından çalıştığım en iyi proje diyebilirim. Çok genç ve dinamik bir ekibimiz var. Sanırım bu sebepten yeni bir şeyler denemekten kimse çekinmiyor ve yöneticiler de bu konuda ekibe oldukça destek oluyor. Ekip olarak Google’ın çıkardığı yenilikleri çok yakından takip eder, projenin ihtiyaçlarına ve uygunluğa göre takvimimize hemen ekleriz. Bu süreç şöyle ilerliyor; önce ekipten gönüllü olanlar bu yeniliklerle ilgili mini bir proje ve sunum hazırlar. Ardından bunu ekiple paylaşır ve projeye eklenmesi için planlama yapılır.


Şirketle de mini bir röportaj yapmıştık. Okumak isteyenler için onun da linkini buraya bırakayım.

https://www.tide.co/blog/meet-the-tide-team/meet-burcu-senior-android-engineer/


Biraz da komüniteler üzerine konuşalım. Birçok toplulukta bulunduğundan bahsetmiştin. Birkaç etkinlikte de seni topluluklar içinde görme fırsatım olmuştu. Neler yapıyorsunuz bu komünitelerin içinde bahsedebilir misin?


Burcu: Ahh Komüniteler, en sevdiğim :) 9 yıllık çalışma hayatımda en çok nefes aldığım alanlar komüniteler ve etkinlikler olsa gerek. 2015 yılında Eskişehir'de WTM (Women Techmakers) Eskişehir kurucularındanım. 2018 yılından bu yana da GDG (Google Developers Group) İstanbul Lead ve WTM İstanbul Ambassador şapkam var. Hamilelik ve üstüne gelen pandemi biraz katkılarımı azaltsa da 1500+ kişilik Devfestler, IWD (International Women’s Day), birçok lokal meetup ve techtalkslar'ın düzenlenmesinde en önlerde gönüllü oldum. Sponsor bulma, konuşmacı ayarlama, baskıdan tutun da konuşmacıları havalimanından almaya, sosyal medya postu çıkmaya kadar A’dan Z’ye her alanında yer aldım ve yer almaktan da oldukça keyif alıyorum.


Komüniteler sayesinde global etkinlikleri de yakından takip ediyorum. Google I/O’16/18/19, GDD India’17, Firebase Summit’17/18, Droidcon London’19, Flutter Live London’18 ve Android Dev Summit’18 e fiziksel olarak katıldım. Bu etkinliklerin hepsi çok muhteşem anılar ve teknik bilgiler bıraksa da benim için en unutulmaz olan sanırım Firebase Summitler oldu. Dünya üzerinde sadece 10 kişiye verilen Women in Tech, Women Techmakers bursunu 2 yıl üst üste kazandım. Amsterdam ve Prag’da düzenlenen etkinliklerde harika bir deneyim yaşamıştım.



Peki bu topluluklar bir yazılımcının hayatına ne gibi katkılarda bulunuyor?


Burcu: Bir önceki soruda da bahsettiğim gibi benim için nefes alma, kaçış noktası. Bir diğer önemli katkısı da teknik olarak yol gösterici, örnek alabileceğiniz insanlarla tanışma imkânı yer alıyor diyebilirim. Android özelinde konuşacak olursam topluluklar sayesinde Florina Muntenescu, Chet Haase ve Murat Yener gibi alanlarında önde gelen isimlerle birebir bağlantı kurmak ve soruları sormak çok olası hale geliyor. Ben edindiğim birçok teknik kaynağı ve bilgiyi katıldığım/düzenlediğim etkinliklerden ve komünitelerin slack kanallarından edindim.


Komünitede olan insanlar bir yerden sonra o kadar çok yakınlaşıyor ki bu bile katılmak için başlı başına bir motivasyon olabilir. Ben ve benim gibi birçok insan ilk konuşmasının komünitinin içinde yer alan insanların verdiği destekle yapmıştır mesela. Bunun ne kadar kıymetli olduğunu düşünebiliyor musunuz? Sana güven veren ve inanan bir ekip içinde yer almak sadece gönüllü topluluklar sayesinde olabilir bence. Ayrıca insanlara çok farklı bir bakış açısı kattığını düşünüyorum. Olayı işe git gel, para kazanmanın ötesine taşımak isteyenler için çok tavsiye ederim. Başlamak isterseniz GDG İstanbul hesaplarına bir göz atabilirsiniz :)

Twitter: https://twitter.com/GDGIstanbul

Slack: http://gdg.ist/slack



Sektörün içinde yer alan tecrübeli bir mobil yazılımcı olarak mobil dünyanın geleceğini nasıl görüyorsun?


Burcu: Google, Apple gibi büyük şirketler teknolojilerinin rotasını AI First yaklaşımına çevirmiş olsalar da maalesef pratikte böyle ilerlemiyor işler. Günümüzde 7’den 70’e herkes artık bütün işlerini telefonlarla rahatça halledebiliyor olduğu için her şirketin ilk ve en önemli yazılım ürünü mobil uygulamalar oluyor. Uzunca bir süre daha mobil uygulama geliştirmenin önceliğinin değişeceğini düşünmüyorum. Mobil uygulama geliştirme tarafında ise oldukça heyecanlı gelişmeler var. Declarative UI ile mobil uygulama geliştirmede yeni bir dönem başladı bence. Jetpack Compose ve SwiftUI oldukça başarılı ilerliyor. Beni çok heyecanlandıran bir diğer konu ise Kotlin/Native. Backend sistemlerinde zaten başarılı olan Kotlin, bir de iOS tarafında stabil olursa Kotlin geliştiricileri için her şey daha da güzel olabilir :))


Peki kendini geliştirmek için hangi kaynakları/kişileri takip ediyorsun?


Burcu: Bu soruyu teknik ve İngilizce olarak iki şekilde cevaplamak isterim.


Londra’da olunca İngilizceye, özellikle günlük yaşam için kullanılan kalıplara gerçekten çok ihtiyacım oluyor. Spotify üzerinden BBC’nin 6 Minutes English podcast serisini dinlemeyi çok seviyorum. Hem çok güzel içerik hem de kısa kısa bir sürü podcast var. GDG aracılığıyla tanıdığım sevgili İrem Kömürcü’nün çok faydalı bir tweet serisi vardı. Daha sonra bunu toparlayıp Medium’da paylaşmıştı. Okumak isteyenler için link:

https://iremkomurcu.medium.com/i%CC%87ngilizce-%C3%B6%C4%9Frenenler-i%C3%A7in-etkili-7-uygulama-5305c28d9898


Teknik olarak Android özelinde Google tarafından yayınlanan kaynakların yeterli olacağını düşünüyorum. Google Developers YouTube kanalı ve blog postlarını, codelab’lerini oldukça faydalı buluyorum ve yakından takip ediyorum. Bunun dışında Medium’da vakit geçirmeyi çok seviyorum. İlgilendiğim konular üzerine çalışan kişileri Medium’dan takip edip, düzenli olarak yazılarını okumaya çalışıyorum. Bu aralar mobilden biraz uzaklaşmak ve sistemlerin geneli hakkında bilgi sahibi olmak için Alex Xu’nun System Design kitabini okuyorum ve şiddetle tavsiye ederim.


Son olarak mobil uygulama geliştirmek isteyen insanlara tavsiyelerin nelerdir?


Burcu: Bir sürü yeni başlayanın “Ben nereden başlamalıyım?” sorusu sorduğuna eminim. Sağlam bir algoritma temelinin, sağlam bir kariyerin oluşmasına yardımcı olduğunu düşünüyorum. Bu konuların ömürlük bir altın bilezik olarak bizde kalacağına eminim.

Benim için en öğretici olanları MIT ve Princeton’ın içerikleridir. Bu iki büyük üniversitenin içerikleri de tamamen ücretsizdir.


https://www.youtube.com/playlist?list=PLUl4u3cNGP61Oq3tWYp6V_F-5jb5L2iHb

https://www.coursera.org/learn/algorithms-part1

https://www.coursera.org/learn/algorithms-part2


Algoritma konusundan sonra artık mobil geliştirme üzerine birkaç tavsiye vermek isterim. Android özelinde konuşmak gerekirse https://kotlinlang.org/ üzerinden Kotlin basics hakkında yeterli bilgiye sahip olmakla başlayabilirsiniz. Her şeyi bir anda öğrenmeye çalışmak her zaman kafa karışıklığına sebep olur. Bunun yerine ilk olarak çok basit bir uygulama yazıp, daha sonra bu uygulamanın mimarisini ve kullanılacak kompleks yapıları öğrenmenin ve kullanmanın daha doğru olduğuna inanıyorum. Github üzerinden örnek projeleri indirip incelemenin de faydası olacaktır eminim. Bir diğer problem ise projenin A’dan Z’ye her aşamasında bulunmak. Özellikle sektörde çalışan arkadaşların projenin baştan sona her aşamasına dahil olamayacaklarını biliyorum. Bu sebepten eğer imkân varsa Google Play ya da App Store hesabı alıp uçtan uca bir uygulamayı tasarlayıp, geliştirip, yayınlamak inanılmaz bir tecrübe katacaktır.


iOS için ise ben bir kaynak vermek yerine Ahmet’e yönlendireyim. Kendisi alanında oldukça uzman ve sizi asla boş geçirmeyecek biridir :)


GDG İstanbul ekibinden Okan, Mert ve Mucahid’in başlattığı “Junior'mışım Gibi Anlat” serisi de yeni başlayanlar için güzel bir kaynak olabilir.

Onur Karagünlü: Çok keyifliydi bir röportaj oldu. Verdiğin bilgiler için teşekkür ederiz.


#mobitalk #burcuyalcinkaya

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Komünite

Platform

Mobiler.dev Anasayfa
  • Twitter
  • Instagram
  • development_düzenlendi_düzenlendi
  • Youtube
  • slack-icon-black_edited_edited_edited
  • Gri LinkedIn Simge
imageedit_2_9667998092.png
JetBrains Hakkında Detaylı Bilgi Alın

© 2021 by mobiler.dev

Kurumsal Yazar Hesapları

adesso.png
mobilerdevLogo.jpg
Yazarlık Başvurusu Hakkında Bilgi Alın, Başvuru Yapın.
Topluluk Yazarlarını Tanıyın