Ahmet Yalçınkaya - Founder & iOS Developer @Appside

Onur Karagünlü: Merhaba, Öncelikle vakit ayırıp sorularımızı cevaplandırdığın için teşekkür ederiz. Okuyucularımız için kendini kısaca tanıtabilir misin?



Ahmet Yalçınkaya: Merhaba, Ben Ahmet, kurucusu olduğum Appside şirketinde iOS uygulama geliştiriyorum. 2009 yılında ilk iPhone'umu satın aldığımda mobil dünya ile tanıştım. O zamanlar uygulama ve oyunların kalitesi çok ilgimi çekmişti. Daha sonra 2012'de Android, 2013'de Windows Phone denemelerinin ardından 2014'de iOS yazılıma başladım ve o günden beri sadece iOS ile ilgileniyorum. Ayrıca iOS camiasına katkıda bulunmak için yaklaşık 5 senedir NSIstanbul komünitesinde aktif rol alıyorum.


2018 yılında eşim Burcu Yalçınkaya ile beraber Ankara Anlaşması ile Londra'ya taşındık ve Appside adında mobil yazılım geliştiren bir firma kurduk. 3 ay kadar önce de bir kızımız oldu. Bu aralar en büyük hobim onunla vakit geçirmek diyebilirim :)


Öncelikle Hayırlı olsun bebeğiniz :) Sorularımıza geçecek olursak; Yazılımcıların merak ettiği yurtdışı kariyeri, girişimcilik ve topluluklar gibi birçok konuda tecrüben olmuş. Ama bunlara geçmeden önce kariyerinin temelini oluşturan mobil yazılıma başlama hikayeni kısaca paylaşabilir misin?


Ahmet: Mobil dünyaya ilk adımım 2009 yılında aldığım 2.el ilk nesil iPhone sayesinde oldu. O zamanlar kısıtlı sayıda uygulama ve oyun vardı ama hepsi çok kaliteliydi. O zamanlar mobil dünya beni kullanıcı olarak içine çekmeyi başarmıştı. Daha sonra 2012 yılında üniversitede Android dersleri almaya başladım. Hemen birkaç küçük uygulama yaparak, store'da yayınlamıştım. İnsanlar uygulamaları kullandıkça benim de motivasyonum arttı. Android'in o zamanlar birkaç eksisi vardı. Android'in ilk sürümleri tamamen bir mühendislik ürünüydü ve tasarım olarak Apple'a göre çok gerideydi. Eskiler o çirkin gri butonları hatırlayacaktır :) Aynı zamanda Eclipse IDE olarak insanı biraz yazılımdan soğutuyordu. Yine üniversitede Windows Phone için de bir uygulama yapma fırsatı bulmuştum fakat pazarın küçüklüğü nedeniyle orada devam etmeyi hiç düşünmedim.



iOS geliştirme hikayem ise 2014'de ilk Mac'imi alınca başladı. Mac ile beraber hemen bir App Store hesabı da almıştım. Daha sonra Stanford Üniversitesinin iTunes'da bulunan iOS geliştirme derslerini izledim. O sene üniversitedeki öğrenciler ne görüyorsa ödevleri ile birlikte aynı dersi siz de online olarak alabiliyordunuz. Bu iOS geliştirmeye başlamak isteyenler için çok büyük bir fırsat. Dersleri alırken aklımda bulunan fikirleri basit seviyede, birkaç ekranı olacak şekilde yapıp App Store'a atmaya başladım. O günden bu zamana kadar App Store'da bulunan 25'den fazla uygulamanın geliştirmesinde yer aldım. Hala da yeni proje açınca ve App Store'a attığım uygulama onaydan geçince çok mutlu olurum.


Teşekkürler Ahmet. Hala ilk günkü gibi bir heyecan yaşaman başarının sırrı olsa gerek. İngiltere’nin Avrupa birliğinden ayrılma süreciyle beraber Ankara Anlaşması çokça gündemi meşgul etti. Hazır seni bulmuşken Londra’ya Ankara antlaşması ile gitme sürecinden bahseder misin?


Ahmet: Aslında o zamanlar bizim yurt dışına gitme gibi bir düşüncemiz yoktu. Hayatımızdan memnunduk fakat çalıştığımız bazı yöneticilerden pek memnun değildik. Zamanla problemler daha da büyüdü ve aksiyon alma kararı aldık. Ne yapabiliriz derken daha önce ufak tefek bilgimiz olan Ankara Anlaşması’nı araştırmaya başladık. Şirket kurma ve şirket üzerinden iş yapma fikri bana çok cazip geldi. Türkiye’de bir danışman ile çalışarak iş planımızı hazırladık ve başvurumuzu yaptık. 2018 Haziran ayında ise tek yön biletimizi alıp Londra'ya taşınmış olduk.


Bilmeyenler için Ankara Anlaşması (ECAA) temel olarak İngiltere’de iş kurmanızı sağlayan bir vize turu. Vizeye başvururken İngiltere’de kurmak istediğiniz işin iş planını hazırlıyorsunuz. Bu planda bu işi yapmak için teknik yeterliliğinizin olduğunu kanıtlamanız ve nasıl para kazanmayı düşündüğünüzü detaylı açıklamanız gerekiyor. Bunun yanı sıra finansal olarak bu işi yapabilecek sermayeniz olduğunu da göstermenizi bekliyorlar.


İngiltere’nin Avrupa birliğinden 2020 sonunda çıkacak olması sebebiyle Ankara Anlaşması ile gelmek isteyenler için bir belirsizlik var. İngiltere hala başvuru almaya devam ediyor fakat sene sonunda ne olacağı pek net değil. Bu konuda detay öğrenmek isteyen olursa bana ulaşırsa yardımcı olmaya çalışırım.





Ankara Anlaşması ile kurduğun Appside’dan biraz bahsedelim. Neler yapıyorsunuz ne gibi sorunlara çözüm buluyorsunuz?


Ahmet: Appside ilk kurulduğunda sadece benim olduğum ve iOS geliştirme üzerine danışmanlık veren bir firmaydı. 1,5 sene bu şekilde birkaç uygulamanın yapımına destek oldum. Şu anda ise Appside kendi uygulamalarını üreten bir mobil yazılım firması şeklinde çalışıyor. İzmir’den remote olarak çalışan bir iOS geliştiricimiz daha var. Şu an için sadece iOS uygulamaları yapıyoruz. App Store'da 2 tane uygulamamız var ve 3. uygulamanın yapımı da devam ediyor.

Appside olarak son kullanıcının hayatını kolaylaştıracak araçlar yapmaya çalışıyoruz. Hali hazırda kullanıcıların yaşadığı problemlere kendi tarzımızda çözümler sunuyoruz. Şu an için App Store dinamiklerini deneme ve öğrenme aşamasındayız diyebilirim. İleride bulunduğu sektöre yön veren, çok daha büyük uygulamalar çıkartacağımıza inanıyorum.


Şimdiye kadar bu seride hep bir şirkette çalışan yazılımcıları ağırladık. İlk defa bir şirket sahibini bulmuşken, işe almak istediğin yazılımcılarda hangi özellikleri aradığını sormak isteriz.


İşe alımda daha önce çalışmış olmamız ya da tanıdığımız birinin tavsiyesi bizim için çok önemli. Beraber çalışacağımız kişinin yaptığı işe olan tutkusuna ve yeni şeyler öğrenme isteğine bakıyoruz. iOS developer alacaksak ilk baktığımız yer NSIstanbul oluyor. İlk çalışanımızı daha önce open source swifttube.co projesine verdiği destekten tanıyorduk ve bizimle çalışır mısın diye ilk ona sorduk.


Teknik özellikleri tabii ki önemli fakat biz daha çok soft özelliklere bakıyoruz. İnsanlarla olan etkileşimi iyi olan ve içinde öğrenme isteği olan herhangi biri zamanla yazılım konusunda iyi yerlere gelebilir. Bence çoğu mülakatın püf noktası burada saklı. Mülakatı yapan kişi size teknik sorular sorarken aslında sorunlara nasıl yaklaştığınızı ve ekibe uyumlu olup olmadığınıza da bakıyor. Kim beraber vakit geçirmek istemediği birini işe almak ister ki. Bazı insanlar her soruyu doğru cevaplamasına rağmen ise alınmazken, bazı insanlar cevaplayamadıkları sorular olmasına rağmen işe alınır.


Sonuç olarak teknik bilgi, projeler, geçmiş tecrübeler ile güçlü bir CV hazırlarken soft özelliklerinizi de geliştirmeyi unutmayın. Özellikle yeni başlayan biri iseniz önce birkaç ders alarak platformu öğrenin. Örnek projeler yaparak biraz kendinizi geliştirin. Toplulukları takip edin ve etkinliklere katılın. Sırf bu 3 basit maddeyi uygulayarak kendinizi diğer insanlar arasında öne çıkarabilirsiniz.


Verdiğin mülakat ipuçları gerçekten dikkat edilmesi gereken özellikler. Teşekkür ederiz bu değerli bilgiler için. Biraz da Londra’dan bahsedelim. Bir gününüz nasıl geçiyor. Neler yapıyorsunuz?


Şu anda her sabah bebekle beraber uyanıyorum ve onunla biraz vakit geçiriyorum. Daha sonra ufak bir kahvaltı yapıyorum. Çayımı alıp masamın başına geçiyorum. Başlamadan önce Trello üzerinden bugün yapılacakları planlıyorum. Eğer hazırda code review bekleyen iş varsa onları aradan çıkarıyorum. Daha sonra hangi özelliği yapmam gerekiyorsa onun üzerine çalışmaya başlıyorum. Çalışırken mümkün olduğunca Pomodoro tekniğini uygulamaya özen gösteriyorum. Bu yüzden yapacağım işleri 25'er dakikalık küçük parçalara ayırıp, bir pomodoro da tek bir işe odaklanıyorum. Bu sayede hem planlaması hem de işi yapması daha kolay ve düzenli oluyor. Öğleden sonra daha geniş bir yemek yiyip, kızım ve eşimle küçük bir yürüyüşe çıkıyoruz. Londra'da olmanın avantajı ile yakınımızda bulunan parkta dolaşıp, temiz hava alabiliyoruz.


Bu aradan sonra saat 6 ya kadar üzerimdeki işlerle tekrar uğraşıyorum. Akşama doğru bebenin uyku rutinini yapıp saat 7 gibi onu yatırıyoruz. Daha sonra akşam yemeği ve dizi/film ya da FIFA 2020 seklinde akış devam edebiliyor. Uzaktan çalışmanın avantajı ile havanın güzel olduğu zamanlarda kendimi kütüphaneye ya da güzel bir kafeye atıp oradan çalışabiliyorum.



NSIstanbul’da 5 yıldır yer aldığından bahsetmiştin. Bize yaptıklarından biraz bahsedebilir misin? Sana ne gibi katkıları oldu?


Ahmet: NSIstanbul ile iOS'e başladığım zamanlarda tanışmıştım. O zamanlar yeni kurulmuş bir topluluktu ve her etkinliğine gitmeye çalışıyordum. Daha önce GDG toplulukları ile de çok çalışmıştım ama NSIstanbul'un yeri benim için biraz farklıydı. Benimle ayni tutkuya sahip insanlarla buluşmak, sohbet etmek ve onların yaptıklarını dinlemek çok keyif veriyordu. 2017 yılında NSIstanbul'da organizasyon ekibine katıldım ve neleri daha iyi yapabiliriz diye daha fazla düşünmeye başladım. Zamanla Slack grubuna daha fazla önem verdik ve onu büyüttük, şu anda 1000+ üyesi var ve isteyen herkes soru sorup, deneyimini paylaşabiliyor.


Aylık etkinliklerde konuşmacı bulamıyorduk ve çevremizdeki insanlara konuşma yapmaları için baskı yapmaya başladık. İnsanlar birbirlerini daha iyi tanısınlar diye haftalık etkinlikler yapmaya başladık. Orada yapılan muhabbetler sayesinde daha samimi bir topluluk olduk. NSIstanbul sayesinde güzel insanlar tanıdım. Herkesle bildiğimi paylaşmaya çalıştım ve herkesten çok şey öğrendim. İlk sunumlarımı NSIstanbul'da yaptım. Yıllardır keyifle ve heyecanla bu organizasyonda yer aldım. Kendimi geliştirmemde çok büyük rolü var diyebilirim.


NSIstanbul ile beraber hem kendine hem de birçok insana güzel katkılarda bulunmuşsun. Aynı zaman yazılım dünyası ekosistemine blog, podcast gibi çeşitli şekillerde katkılarda bulunduğunu da biliyoruz. Bunlardan bahsedebilir misin?


Ahmet: Yazılıma başladığımdan beri elimde olan bilgiyi paylaşmaya çalışıyorum. İlk başladığımda r10.net (eskiler bilir) forumunda bildiklerimi paylaşmaya çalışıyordum, daha sonra teknoloji gelişti ve blog yazmaya başladım. Medium ile birlikte yazdıklarım en üst seviyeye çıktı diyebilirim. Yazdığım yazılar 250k+ kullanıcıya ulaşmış. Bu kadar insanın aradığı bir soruna çözüm bulunmasında emeğimin geçtiğini düşünmek beni mutlu ediyor. Bazen iş arkadaşlarımdan şunu aramıştım senin yazın çıktı diye yorumlar da geliyor :)


Detaylı bir blog yazmak çok vakit alan bir süreç. Güzel yanı yazıya hazırlanırken yazacağınız konu hakkında çok araştırma yapıp, derin bilgiye sahip olabiliyorsunuz. Sürekli blog yazarsanız kaleminizin de güçlendiğini fark ediyorsunuz. Ben zamanla vakit darlığından dolayı blog yazmayı bırakıp kendime daha uygun bir içerik yöntemi bulmaya çalıştım. 2018 yılında Ali Can Batur ile birlikte Swifthane podcastini yapmaya başlamıştık. Ürettiğim içerikler arasında en keyif aldığım iş podcast diyebilirim. Aldığımız konuklarla çok faydalı olduğuna inandığım konularda sohbet ettik. Geriye baktığımda hem yeni başlayacaklar için dinleyip ilham alabilecekleri bir kaynak oldu hem de iOS geliştirme hakkında güzel bir Türkçe içerik oldu. Podcasti sevmemin bir nedeni de oluşturmak için harcadığım vaktin diğer içeriklere göre daha az olması. 1 saatlik bölüm yapmak benim maksimum 2.5 saatimi alıyordu ve aldığımız konuklar ve muhabbeti düşününce içerik olarak da oldukça kaliteli oluyordu. Bir gün NSIstanbul etkinliğinde birisi gelip "Abi senin sesin çok tanıdık geliyor, yoksa Swifthane'den misin?" diye sormuştu. Bu tarz şeyler duymak bile beni içerik oluşturmak için motive ediyor.


İnsanlar internette gördükleri içeriklerden motive olabildikleri gibi demotive de olabiliyorlar. Ben her zaman ürettiğim içerikler ile insanları motive etmeye çalıştım, onlara faydalı olabilecek her bilgiyi paylaşmaya çalıştım. Bence bizim ülke olarak bu konuda gelişmemiz lazım. Yeni başlayanlara yol gösterecek insanların artması gerekiyor. İşinde iyi olan insanların diğer insanlara yol göstermesi gerekiyor. Bu yüzden topluluklar çok önemli. Bu yüzden mobiler.dev'in yaptığı çok önemli. Sizler sayesinde Türkiye’de mobil dünya daha çok konuşuluyor. İnsanlar konuştukça daha çok kişi bu dünyaya ilgi duyuyor, daha fazla insan yetişiyor.



Bizim hakkımızda yaptığın yorum bizi son derece mutlu etti. Teşekkür ederiz yorumların için :) Yazılım dünyasına çok farklı şekillerde katkıda bulunan biri olarak peki sen kendini geliştirmek için hangi kaynakları/kişileri takip ediyorsun?


Ahmet: Genelde iOS özelinde içerikler takip ediyorum.

Gündemi yakından takip etmek için Twitter kullanıyorum:

https://twitter.com/objcio

https://twitter.com/johnsundell

https://twitter.com/twostraws

https://twitter.com/seanallen_dev

https://twitter.com/_inside

https://twitter.com/NS_Istanbul

https://twitter.com/twannl


Kaliteli içerik için haftalık bültenleri takip ediyorum:

iOS Dev Weekly

https://iosdevweekly.com/

Swift Weekly Brief

https://swiftweekly.github.io/

iOS Goodies

https://ios-goodies.com/

Product Hunt Weekly

https://www.producthunt.com/


Belli alanlarda kendimi geliştirmek için Slack gruplarını takip ediyorum:

NSIstanbul Slack

http://slack.nsistanbul.com

iOS developers

https://ios-developers.io/

Mobile Growth Istanbul

http://mobilegrowth.ist/

ASO Stack

https://asostack.com/


Özellikle yolda geçen vakitleri değerlendirmek için Podcast dinliyorum:

Stacktrace

https://open.spotify.com/show/05eOLxxbougYWIc9yYIIfC

Swift by Sundell

https://open.spotify.com/show/4fuB3HyxAOs6ixSLi1J9yM

iOS Dev Discussions

https://open.spotify.com/show/6X6CHU9oxkwG9JlQYFZpbk

Girişimci Muhabbeti

https://open.spotify.com/show/1w34eR81wbAJIykHglB3u2

Paraşütle Üretim Bandı

https://open.spotify.com/show/4MHPb3ds6geoZxosYv2bhP

App Masters with Steve P. Young

https://podcasts.apple.com/us/podcast/app-masters-with-steve-p-young/id643216602


Diğer kaynaklar:

https://github.com/trending/swift

https://www.reddit.com/r/swift/

https://www.reddit.com/r/iOSProgramming/

https://medium.com/flawless-app-stories

https://hackernoon.com/


Mobil dünyaya topluluklarla ve blog yazılarıyla katkıda bulunan biri olarak sektörü iyi gözlemleyebildiğini düşünüyoruz. Verdiğin kaynakların çokluğu da senin ne kadar sektörü yakından takip ettiğinin bir göstergesi olsa gerek. Bu nedenle senden Türkiye'de ve Dünya’da mobil sektörünün yerini nasıl gördüğünü dinlemek isteriz


Ahmet: Mobil dünya akıllı telefonların gelişmesi ve App Store/ Google Play gibi mağazaların oturması ile hayatımızın değişmez bir parçası haline geldi. Aradan geçen 10+ yılda kullandığımız uygulamalar da değişmeye başladı. Eskiden bireysel geliştiricilerin yaptıkları app'ler ön plana çıkarken şu anda çok daha profesyonel, en basit bir app için bile milyonlarca dolar para harcanabildiğini gördük. En iyiler listelerini büyük firmaların uygulamaları kapmış durumda. Yine de mobil dünya da fırsatlar bitti diyemeyiz. Artık uygulamalar akıllanmaya başladı. Mobil dünyanın geleceği de artık yapay zeka, machine learning ve augmented reality ile şekilleniyor. App Store'da önerilen uygulamaların çoğu artık yapay zeka destekli ve sizin yaptıklarınızdan öğrenerek akıllı kararlar verebiliyor.


Google yanlış hatırlamıyorsam 2017 yılında Mobile first yaklaşımdan AI first yaklaşıma geçtiğini açıkladı. Yani yapılan her işte önce mobili düşünürken artık önce yapay zekâ düşünülmeye başlandı. Bu mobilin bittiği ya da önemini kaybettiği anlamına gelmiyor ama artık akıllı olması gerektiği anlamına gelebilir. Türkiye son yıllarda mobil geliştirici yetiştiren ve bu geliştiricileri dünyaya yayan bir ülke haline geldi. Amerika, Almanya, İrlanda, Hollanda ve İngiltere’de birçok mobil yazılımcımız var. Sektör olarak ise özellikle finans/bankacılık sektöründe Türkiye’den çıkan uygulamalar dünya standartlarının çok üstünde oluyor. Bundan sonrası için bizim de yapay zekâ ve machine learning'e önem vermemiz ve uygulamalarımızı akıllı hale getirmemiz gerekiyor.


Peki mesleğinin en sevdiğin ve en sevmediğin yönleri nelerdir?


Ahmet: Ben yazılım geliştirmeye çok severek başladım ve şu anda hayalimdeki mesleği yapıyorum. Ben yeni bir ürün geliştirmeyi çok seviyorum. Bu yüzden yeni proje oluşturmak ve bu projenin App Store'da yayınlanması mesleğimin en sevdiğim yanı. En sevmediğim kısım ise belirsizlik. Mobil uygulama geliştirirken yapmanız gereken işle ilgili kararların önceden netleştirilmesi gerekiyor. Eğer netleşmemiş bir yer varsa bu sizin geliştirmenizi tam anlamıyla baltalıyor. Maalesef bazen işleyişten kaynaklı bazen de işin karmaşıklığından kaynaklı bu tarz ön görülmemiş durumlarla karşılaşabiliyoruz.





Son olarak mobil uygulama geliştirmek isteyen insanlara tavsiyeleriniz nelerdir?


Ahmet Yalçınkaya: Yeni başlayacaklara tavsiyem öncelikle güzel bir kaynak bulup oradan platformun ve yazılım dilinin temellerini güzelce öğrensinler. Temeli attıktan sonra kolları sıvayıp yeni bir projeye başlamaları gerekiyor. Çünkü en iyi öğrenme yöntemi öğrendiklerinizi uygulamak. Sevdiğiniz bir kategori bulun. Bununla ilgili basit bir proje düşünün. Örnek olarak Rastgele Film Repliği çıkaran bir uygulama yapmakla başlayabilirsiniz. Daha sonra bunu geliştirip replikleri bir API'dan alacak hale getirebilirsiniz. Daha sonra o filmin IMDB verilerini alıp gösterebilirsiniz. Bir anda teorik bilgiden uygulamaya geçiş yapmış oldunuz. Basit bir proje bile olsa bir uygulamayı baştan sona hazır hale getirmek insana çok şey katıyor. Bunun üzerine bir de uygulamayı store'da yayınlarsanız daha çok şey öğrenirsiniz.


Temelleri öğrenmek kolay olsa da bir alanda uzmanlaşmak için çok vakit ayırmanız gerekiyor. Bu nedenle bir yerden başlayıp kendiniz üretime geçmelisiniz. Takıldığınız yerler olacaktır. Bunları aşmak için konuyla ilgili Slack Gruplarına katılın, etkinliklere gidin ve insanların neler yaptıklarını görün. Bol bol blog yazısı okuyun. Sürekli yeni bilgiler öğrenin ve bu bilgileri yazdığınız koda yansıtın.


Onur Karagünlü: Çok farklı konulara değindiğimiz güzel ve keyifli sohbetin için teşekkür ederiz.


#mobitalk #ahmetyalcinkaya #röportaj


Komünite

Platform

  • Twitter
  • Instagram
  • development_düzenlendi_düzenlendi
  • Youtube
  • slack-icon-black_edited_edited_edited
  • Gri LinkedIn Simge
JetBrains.png

© 2020 by mobiler.dev

mobilerdevLogo.jpg
mobiler-17.png
mobiler-17.png